Cumhuriyetin ilanının 84. Yılı Dursunbey'de düzenlenen törenlerle kutlandı
Pazartesi, 29 Ekim 2007
28 Ekim 2007 günü saat 13:00’da Atatürk Anıtına çelenklerin sunulması ile başlayan törenler, 29 Ekim 2007 Pazartesi günü Kaymakamlık Makamında tebriklerin kabulü ile devam etti. Ardından Hükümet Meydanındaki tören alanına geçildi.
Hükümet Meydanındaki törenler; Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Kaymakam, Garnizon Komutanı ve Belediye Başkanının törene katılanların bayramını kutlamaları sorasında günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Kaymakam İbrahim KÜÇÜK yaptı.
İbrahim KÜÇÜK, konuşmasında “Ülkemiz için önemli dönüm noktalarından birisi olan ve her geçen gün önemi bir kat daha anlaşılır hale gelen Cumhuriyetin ilanının 84. yıldönümünü kutlamaktayız. Her ulusun tarihinde önemli ve anlamlı günler vardır. Bu günleri önemli ve anlamlı kılan ise ona ulaşılması için verilen mücadelenin büyüklüğü ve toplumların geleceğine yaptığı katkılardır. Büyük Önder Atatürk, kurtuluş mücadelesinin yanında Cumhuriyet hayalini de gerçekleştirmeye çalışırken büyük zorluklar yaşamıştır. Rejimle ilgili düşüncelerini bazı dava arkadaşlarına dahi açıklayamamış, açıkladığında da bir kısmından büyük tepkiler almıştır. Büyük kriz ve değişiklik dönemleri, gerçek liderler yaratır ya da onlarda var olan liderlik vasıflarını ortaya çıkarır. Osmanlı Devletinde 19. yüzyıldan beri batılılaşma veya çağdaşlaşma adı altında birçok reform denenmiş ama bir türlü köklü değişim gerçekleştirilememişti. Devletinin kurtuluşuna kafa yoran ve başından itibaren cumhuriyete doğru yol alan M. Kemal Atatürk, varılacak sonucu yıllar öncesinden öngörmüştür. Rejim konusundaki kararını verirken ve bu sonuca varırken en büyük yol göstericisi, Türk halkına olan güveni ve dünya gerçeklerini isabetli görüp yorumlayabilme yeteneği olmuştur. Türk insanını ve dünya gerçeklerini iyi tanıyan ve yorumlayan Atatürk, Türk insanının yapısına ve doğasına yani karakterine en uygun yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğunu dile getirip bunun altyapısını hazırlamaya çaba harcamıştır. Bunu yaparken hiçbir zaman hayalperest olmamış; basiretli ve ileri görüşlü bir devlet adamı olarak hareket ederek adeta Türklüğün rotasını yeniden çizmiş, Müslüman ve mazlum toplumlar başta olmak üzere tüm dünyaya örnek bir devrim yaratmıştır. Basit tanımı ile halkın kendi kendisini yönetmesi olarak ifade edilebilen Cumhuriyet rejimi, özde halkın rüştünü ispat etmesi, kendisi ile ilgili karar mekanizmalarına katılıp karar verebilmesi demektir. T.B.M.M. de kabul edilen Cumhuriyet rejimi sayesinde, yıllardır tebaa olan insanımız vatandaş niteliği kazanmış, deyim yerindeyse ilk defa adam yerine konulmuştur. Ancak bütün iş Cumhuriyeti ilan etmekle bitmemiştir. M. Kemal Atatürk tarafından kendilerine Cumhuriyete sahip çıkma görevi verilen Türk Gençliği başta olmak üzere, bunun değerini iyi bilmek ve bu mirası gelecek nesillere daha da yücelterek aktarmak her vatandaşın görevidir. Büyük Atatürk’ün, savaş meydanlarında kazanılan zaferleri ekonomik zaferlerle taçlandırma vasiyeti gereğince, ekonomik kalkınma için de çaba harcamalıyız. Cumhuriyetimizin yıldönümleri aynı zamanda ülkemiz için yapılanları ve yaptıklarımızı da değerlendirmeye vesile olmalıdır. Toplumumuza en büyük zararı veren tembellik ve vurdumduymazlık hastalığını üzerimizden atmak ve dünyada layık olduğumuz yeri alabilmek için, rekabete açık ve nitelikli yeni nesillere sahip olma zorunluluğumuz kaçınılmazdır. Çözümü, kahvehane köşelerinde oturmakta, dedikodu programlarını seyretmekte arayanların etraflarını eleştireceklerine, kendilerine yönelik özeleştiri yapma zamanı gelmiş geçmektedir. Sorunların çözümsüzlüğü kısırdöngüsünden bir nebze olsun uzaklaşmak için çıkış yollarını azim ve ısrarla aramak gerekir. Ülke olarak ayakta kalabilmenin ve huzur içerisinde bir toplum yaratmanın bundan başka yolu yoktur. Ülkemiz ve insanımız üzerindeki ölü toprağını üzerimizden atarak, yeniliklere açık bir toplum olma yolunda çaba harcamalıyız. Ekonomik savaşı ve rekabeti kaybedip çağa ayak uyduramayanların övünebilecekleri tek şey, olsa olsa tarihin sayfalarında kalmış atalarının başarıları olabilir. 84. yıldönümünde Cumhuriyete anlam katan demokrasi sayesinde halkımız yönetimde ve denetimde söz sahibi olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Tüm eksik ve aksaklıklarına rağmen demokrasi uygulaması, ülkemizde her vatandaşın eşit ve saygıdeğer olduğu varsayımından hareket edilerek seçme ve seçilme hakkının tanınması ile şekli unsurlarını tamamlamıştır. Şekli unsurları tamam olan laik ve demokratik düzenin, içerik yönünden de olgunluğa ulaşabilmesi için, ülke çıkarlarını şahsi çıkar ve beklentilerin üstünde tutan bir vatandaş yapısını oluşturarak, demokrasinin özümsemesini ve yerleşmesini sağlamak gerekir. Aklı ile hareket eden, bilimsel doğruları ve sosyal gerçekleri; politik ve ideolojik saplantılarına feda etmeyen bireylerin, kendi kendisini idare etmesinin önünde hiçbir engel duramaz. İyisiyle-kötüsüyle bu ülke hepimizindir.